21 Mayıs, 2014
Viva La Muerte
Devlet Faşizmi;
Utanç sorumsuzluğunun inanç diyalektiği..
Neden sonuç ilişkisizliğinin meşrulaştırılması.
Kafatası koruma derneklerinde ırkçı işbirlikçi hiçlik.
Trafik ışıklarının aydınlattığı düşünce özgürlüğü biçimi.
Kırmızıda düşünme;
Sarıda sus;
Yeşilde konuşmadan geç..
yuhalarsan ölürsün.
Ölürsen Şehit..
29 Aralık, 2013
Emperyalizmin Başka Bir Oyunu-Tarım Savaşı(Açlık Günleri)
Tarım savaşı..“Yeni sömürgecilik, savaş korkusunu, açlık korkusu ile pekleştirerek geri ülkeleri dize getirmede yeni bir çığır açmış ve bu suretle sömürdüğü toplumun doğal ve beşeri kaynaklarını büyük bir tepki ile karşılaşmadan çıkarlarına uygun olarak kullanma olanağını hazırlamıştır. Açlık tek başına bir insanın sağlığının bozulması, üretim ve savunma gücünün kısıtlan...ması, yakın çevresinde olup bitenlere karşı ilgisiz kalıp, sahibi olduklarına sahip çıkmaması için yeterlidir.”
''Bir yanda kitleleri kurtulması imkansız bir tarzda güdülebilir kılmakta, öte yanda ise muazzam bir para (konsantre güç ) akışını, oluşturmuş olduğu kanallardan muntazam ve rekabet dışı bir şekilde kendi finans merkezlerine doğru yönlendirebilmektir.''
İçinde bulunduğumuz süreçte bu oyunun içine çekildiğimizi çok net görebilmekteyiz.Hes projeleri ile su kaynaklarını ve doğal yaşamı tahrip edilmesi;maden kaynaklarının belli sermayelere peşkeş çekilmesiyle birlite tarım arazilerinin ciddi zararlara uğratılması..Köylülerin hasat dönemi maliyetleri ne yazık ki petrol fiyatlarına pararel kar marjını istedikleri noktalarda tutamayışı ve Tarım Bakanlığı'nın buna çözüm üretmek istemeyişi.Bilinçli bir yoksullaştırma ve yozlaştırma projesinin piyonu gibi hareket edebilmeleri acı bir gerçek.
Freiburg;bir alman kenti..Güneşe hasret bir kent.Yılın belli dönemlerinde gün ışığıyla beslenen topraklara sahip.Motorlu araç kullanımı yok denecek kadar az.Doğaya saygı duruşunda adeta.Fosil yakıt kullanımı ayıplanır o topraklarda artık.Hemen bütün evlerin çatıları güneş panelleri ile donatılmış;yüksek tepelere rüzgar panelleri hakim;şehir ulaşımında bisiklet kullanımı tercih edilir durumda. Toprak bu çerçevede bilimsel tarım yöntemleri ile işlenerek daha sağlıklı ürünler elde ediliyor.Doğayla barışık yaşayabilmek bir anlamda insanın kendine saygısıyla ölçülebilir bu kentte.Kollektif yaşam evleri ise bu kentte artık bir alışkanlık.
Bu algı düzeyini yaratmak adına bizim topraklarda ne kadar daha yol katetmemiz gerektiği açıkça ortada.
Ne yazık ki hala bu ükede birilerinin ağzından dökülen şiddetle yıkanmış kelimelerin birilerini hedef alması;sözde aydınlar arasında bu beddua tutar mı tartışmasıyla karşımızda..Bir yandan da gelişen ekonomik gelişmeler krizin içine doğru çekildiğimizi;çok yakında da Arjantin'deki gibi açlık günlerine bu topraklarda şahit olmak yüksek ihtimal..
Ancak, Gezi' ve bağımsızlık bilinciyle bunun hakkından gelmekse ;bu topraklara yapılan bütün ihanet adımlarına karşı; bu topraklardan beslenen her insanın boyun borcudur artık..Bağımsızlık bilinci emperyalizmin karşısındaki en büyük silahtır..Ve bu bilinç bu topraklardan beslenerek çok defa da göstermiştir bütün dünyaya..Kollektif bilinç bütün topraklarda olduğu gibi bu topraklarda da kazanacaktır daima.
''Bir yanda kitleleri kurtulması imkansız bir tarzda güdülebilir kılmakta, öte yanda ise muazzam bir para (konsantre güç ) akışını, oluşturmuş olduğu kanallardan muntazam ve rekabet dışı bir şekilde kendi finans merkezlerine doğru yönlendirebilmektir.''
İçinde bulunduğumuz süreçte bu oyunun içine çekildiğimizi çok net görebilmekteyiz.Hes projeleri ile su kaynaklarını ve doğal yaşamı tahrip edilmesi;maden kaynaklarının belli sermayelere peşkeş çekilmesiyle birlite tarım arazilerinin ciddi zararlara uğratılması..Köylülerin hasat dönemi maliyetleri ne yazık ki petrol fiyatlarına pararel kar marjını istedikleri noktalarda tutamayışı ve Tarım Bakanlığı'nın buna çözüm üretmek istemeyişi.Bilinçli bir yoksullaştırma ve yozlaştırma projesinin piyonu gibi hareket edebilmeleri acı bir gerçek.
Freiburg;bir alman kenti..Güneşe hasret bir kent.Yılın belli dönemlerinde gün ışığıyla beslenen topraklara sahip.Motorlu araç kullanımı yok denecek kadar az.Doğaya saygı duruşunda adeta.Fosil yakıt kullanımı ayıplanır o topraklarda artık.Hemen bütün evlerin çatıları güneş panelleri ile donatılmış;yüksek tepelere rüzgar panelleri hakim;şehir ulaşımında bisiklet kullanımı tercih edilir durumda. Toprak bu çerçevede bilimsel tarım yöntemleri ile işlenerek daha sağlıklı ürünler elde ediliyor.Doğayla barışık yaşayabilmek bir anlamda insanın kendine saygısıyla ölçülebilir bu kentte.Kollektif yaşam evleri ise bu kentte artık bir alışkanlık.
Bu algı düzeyini yaratmak adına bizim topraklarda ne kadar daha yol katetmemiz gerektiği açıkça ortada.
Ne yazık ki hala bu ükede birilerinin ağzından dökülen şiddetle yıkanmış kelimelerin birilerini hedef alması;sözde aydınlar arasında bu beddua tutar mı tartışmasıyla karşımızda..Bir yandan da gelişen ekonomik gelişmeler krizin içine doğru çekildiğimizi;çok yakında da Arjantin'deki gibi açlık günlerine bu topraklarda şahit olmak yüksek ihtimal..
Ancak, Gezi' ve bağımsızlık bilinciyle bunun hakkından gelmekse ;bu topraklara yapılan bütün ihanet adımlarına karşı; bu topraklardan beslenen her insanın boyun borcudur artık..Bağımsızlık bilinci emperyalizmin karşısındaki en büyük silahtır..Ve bu bilinç bu topraklardan beslenerek çok defa da göstermiştir bütün dünyaya..Kollektif bilinç bütün topraklarda olduğu gibi bu topraklarda da kazanacaktır daima.
26 Temmuz, 2013
14 Temmuz, 2013
PARİS KOMÜNÜ VE ESNAF
Marx, Paris Komünü sonrasında esnafı şöyle değerlendirmişti:
"Tarih hiçbir zaman bu kadar lümpen bir ahmaklar grubuna toplu olarak şahit olmamıştır.
Parisli esnaf, komünü savunmak için caddelerinde barikat kuran komünistlere saldırmış,
caddenin yeniden normalleşmesine, barikatın açılmasına, komünün yıkılmasına yardımcı olmuşlardır.
Bunu, günlük karları için yapmışlardır.
Ancak unuttukları bir şey vardı ki barikat yıkılınca caddeye girenler onun müşterileri değil alacaklılarıydı
ve burjuvalar çoğunu ağır senetlere zorladılar, bir kısmının da kapısına mühür vurdular.
Küçük burjuvazinin müşterisi bizzat o barikatı kuranlardı.Bunu acı bir deneyimle öğrendiler."
Bu süreç an itibariyle İstiklal sokaklarında da yaşanmaktadır ne yazık ki.Sistemin piyonu bilinçsiz kitleler bir kaç günlük kar maksimizasyonu güderek;kendi geleceklerini farkında olmadan(olmuş olsalar akıllarından şüphe duyarım) AVM'lere teslim edeceklerdir.Taksim projesindeki temel hedef bölgede tüketim tapınakları inşa ederek insanları sokaktan ayıklayıp koca binalara tıkmaktır aynı zamanda.Esnaf bu doğrultuda kendilerince örgütlenemedikleri içindir ki sermayenin kirli elleri tarafından medya organları aracılığıyla da uyutulmaktadır.Kirli bir oyun daha sahnede ne yazık ki.Polisin artık hemen her gün kafede;barda oturan sıradan insanlar ve sokaktaki küçük gruplara müdahalesi de bunun en iyi göstergesidir.Amaçları,bölge esnafını çileden çıkarmak,bilançoyu direnişe kesmek ve sokakta karşı karşıya getirmektir.Onlar da gerçek müşterilerinin gerçekte kimler olduğunu acı bir deneyimle öğreneceklerdir.
Etiketler:
esnaf,
geziparkı,
komün,
occupygezi,
paris komünü,
taksim dayanışması
04 Haziran, 2013
'Hey you,dont tell me there's no hope at all !..Together we stand,divided we fall !..
-'Bana umut olmadıgını Söyleme!.. Birlikte ayakta duruyoruz;ayrılırsak düşeriz..'
pink floyd hey you | izlesene.com
pink floyd hey you | izlesene.com
31 Mart, 2013
Zebercet
Donmuş bir gürültü
nemli duvarına asılı.
güneşli bir günde
ayaklarına akıyor.
sıklaştıkça kapılar
başımızı göğe taşıyan
uçurumlara açılıyor.
ve sonunda
toprağın emeceği bedenlerimiz
ağırlıklarından vazgeçerek
sarıyor birbirini
kara bir şarkının gamıyla;
dillendirmek için
düş zincirleriyle bağlı
yakarılan adımları..
gidebileceğimiz
görebileceğimiz yaşamlar,
bu mesafeden mor ötesini andırıyor..
17 Haziran, 2012
11 Ekim, 2011
Veminel Havadis
03 Ağustos, 2011
Yankı
01 Temmuz, 2011
Ne İdüğü Belirli Koku

Kulağında yankılanan
Sahte gülücükler toplantısı.
Ekşi bira kokusu eşliğinde
korunmasız sevişen kelimeler
İstenmeyen sonuçlara gebe olurdu.
A'dan Z'ye
ölçerek suskunluğunu
dikerdi alfabeye
mezar taşını.
Şehit düşerdi
her duyduduğunda ses edişini
Sarıp sarıp dinledi
dudağına kelepçelenmiş
yakılan
her ağıdı.
Anımsanan
Ekşi kelimelerle teni örtülmüş
esrimiş bir palyaçonun yüzüydü sadece...Mezarı başında.
12 Nisan, 2011
Çınlayan Topuklar

Sonu gelmeli diye geçirdiler içinden.O an; bitmek bilmeyen ,renklere tutunmaya çalıştıkça iyice savrulan, kayıp bir zihnin yansıması gibiydiler.Bakışları,ayaklarının altında esneyen bir uçurum üzerindeymişçesine dengesiz ve bir o kadar da çaresizdi.Kafalarını; perdeye yansıyan ,dehşetli ve hastalıklı bir fantezinin içinden çekip kopararak,hastalıklı güdüleriyle örtüşen adımlarla salonun dışına fırlattılar..Adımları, yanlızca kaybolan izlerini taşımakla yetindi..
Kurgulanmış bir sahneden kaçıp;kurguladıkları hastalıklı dünyalarına koştular.
Beyoğlu Sineması 09.04.2011 cumartesi gecesi saat 19.00'da Gallo şiddetiyle yıkılmıştır..Kaçmayıpta altında kalanlara selam olsun!..
11 Ocak, 2011
Lost İnnocence

Soğuk,
Karanlığın bir uzvu gibi
dokundu;
istemin egemen olamadığı
sessizliğine..
Dinlemeyi yeğledi
Kaygılı bakışları;
Sürüklenerek bir vapura,
duvarlarından barın
Ve beraberinde götürerek
yeni yakılmış sigarasını.
Yersizdi
Eğilimlerden kaçma çabası.
Sahiplenildi yudumlanarak
Sıcak bir kahve eşliğinde,
doğmamış kelimeler.
Konuşurduk susarken de oysa..
Bilmem
daha ne kadar taşıyabilirdi;
Yaşlı bir masa
Yorgun ayaklarıyla
bu karanlık oyunu..
19 Kasım, 2010
Empathic Crime
05 Kasım, 2010
Gözü Kapalı
Aslında mim olayına karşıtlığım,daha önce belirlenen mim konularından olsa gerek.Bir kaç mim girişimini cevapsız bıraktığım olmuştur da(ki eger yanlış anlaşıldıysam o vakit,sözkonusu blogger kişisi beni dürtmeliydi diye de belirtmeliyim ).
Birkaç gün önce sevgili blogger kişisi Nikita Roxie beni mimlemişler;mim konusu itibariyle çekici kılınmıştır;kendisine de teşekkür ediyorum buradan;)
Mim Konusu: Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Seçtiğiniz kitabı satın aldığınız yada hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.
Ben de haliyle kitaplığımın karşısına geçip gözlerimi kapatıyorum.Kitaplıkta hangi kitap hangi rafta bunu iyi bildiğimden,ani bir dokunuşla bir kitabı yerinden ediyorum.Gözlerimi açtığımda elimde; VLadimir NABOKOV'un SOLGUN ATEŞ adlı kitabı durmaktaydı.Raftaki diğer bütün kitaplarla birlikte bu kitabın da bendeki önemi oldukça fazladır.Elimdeki kitap bir KarşıRoman klasiğidir.Lise yıllarımda ,abim tarafından üniversite yıllarında alınıp okunmuş sonrasında bana hediye edilmiş bir kitaptır.Benim de başka birine hediye etmem olasıdır.240.000 liraya Yaba yayınlarından alınmış.Eskidikçe güzel bir tat bırakan kitaplardan..55.sayfadaki 2 kantodan alıntı;

750.Kanto
Sık sık bunaltırdı beni çiğ ışığı
Dışarının,didişmelerin;o zaman dönerdim içime,
Orada,ruhunun gerisinde beklerdi
Eski Dost!Varlığıyla beni hep..
Oydu avutan.Günlerden bir gün
İkili bir gösteriyle karşılaştım.
Bu;dergilerin birinde yayımlanan söyleşiydi
Bayan Z'yle yapılmış;kadının duran kalbini
Ovalamıştı yaşama doğru bir doktorun elleri.
Bayan Z. dergide anlatıyordu
'Perdenin Arkasındaki Ülke'yi;görmüş gibiydi
Melekleri,parıldıyordu renk renk
Pencereler,hafif bir müzik duymuştu,güzel
İlahiler,sonra annesinin sesi gelmişti;
Daha sonra gördüğü uzak
Bir manzaraymış,puslu bir meyva bahçesi.
'O puslu meyva bahçesinin ötesinde
Fışkıran uzun beyaz fıskiyeyi gördüm ben-öyle uyandım.'
760.Kanto
Bilinmeyen bir adada,Kaptan Schmidt
Görülmedik bir hayvan yakalasa
Sonra da,çok geçmeden,oradan
Bir post getirse,var demektir o Ada.
Bizim fıskiyemiz bir işaret direğiydi
Karanlıkta dikili duran;
Bir kemik kadar sağlam,diş kadar dayanıklı,
Ve kabaydı,göze batan Gerçekliğiyle!..
Biraz geç olsa da yayınlanmıştır saat itibariyle.Fırlatıyorum!!!
! Cok Deli Günlük Yazarım,Çıplak ayaklı düşes,Caliope*
Birkaç gün önce sevgili blogger kişisi Nikita Roxie beni mimlemişler;mim konusu itibariyle çekici kılınmıştır;kendisine de teşekkür ediyorum buradan;)
Mim Konusu: Kitaplığınızın karşısına geçin. Gözlerinizi kapatın. Derin bir nefes alın. Elinizi kitapların üzerinde gezdirin ve birini seçin. Şimdi gözlerinizi açın. Seçtiğiniz kitabı satın aldığınız yada hediye gelmişte olabilir anı hatırlamaya çalışın. İlk kez okuduğunuzda neler düşünmüştünüz, hatırlayın. Şimdi sayfaları şöyle hızlıca bir dolanın ki, kitabın kokusu burnunuza gelsin. Evet, ne güzel bir koku bu! 55. sayfayı bulun. Sayfayı tekrar okuyun. Sayfadan bir paragraf seçin ve mim konusu olarak bunu blogunuza yazın. Daha sonra siz de arkadaşlarınızdan üç tanesine cevaplaması için gönderin.
Ben de haliyle kitaplığımın karşısına geçip gözlerimi kapatıyorum.Kitaplıkta hangi kitap hangi rafta bunu iyi bildiğimden,ani bir dokunuşla bir kitabı yerinden ediyorum.Gözlerimi açtığımda elimde; VLadimir NABOKOV'un SOLGUN ATEŞ adlı kitabı durmaktaydı.Raftaki diğer bütün kitaplarla birlikte bu kitabın da bendeki önemi oldukça fazladır.Elimdeki kitap bir KarşıRoman klasiğidir.Lise yıllarımda ,abim tarafından üniversite yıllarında alınıp okunmuş sonrasında bana hediye edilmiş bir kitaptır.Benim de başka birine hediye etmem olasıdır.240.000 liraya Yaba yayınlarından alınmış.Eskidikçe güzel bir tat bırakan kitaplardan..55.sayfadaki 2 kantodan alıntı;

750.Kanto
Sık sık bunaltırdı beni çiğ ışığı
Dışarının,didişmelerin;o zaman dönerdim içime,
Orada,ruhunun gerisinde beklerdi
Eski Dost!Varlığıyla beni hep..
Oydu avutan.Günlerden bir gün
İkili bir gösteriyle karşılaştım.
Bu;dergilerin birinde yayımlanan söyleşiydi
Bayan Z'yle yapılmış;kadının duran kalbini
Ovalamıştı yaşama doğru bir doktorun elleri.
Bayan Z. dergide anlatıyordu
'Perdenin Arkasındaki Ülke'yi;görmüş gibiydi
Melekleri,parıldıyordu renk renk
Pencereler,hafif bir müzik duymuştu,güzel
İlahiler,sonra annesinin sesi gelmişti;
Daha sonra gördüğü uzak
Bir manzaraymış,puslu bir meyva bahçesi.
'O puslu meyva bahçesinin ötesinde
Fışkıran uzun beyaz fıskiyeyi gördüm ben-öyle uyandım.'
760.Kanto
Bilinmeyen bir adada,Kaptan Schmidt
Görülmedik bir hayvan yakalasa
Sonra da,çok geçmeden,oradan
Bir post getirse,var demektir o Ada.
Bizim fıskiyemiz bir işaret direğiydi
Karanlıkta dikili duran;
Bir kemik kadar sağlam,diş kadar dayanıklı,
Ve kabaydı,göze batan Gerçekliğiyle!..
Biraz geç olsa da yayınlanmıştır saat itibariyle.Fırlatıyorum!!!
! Cok Deli Günlük Yazarım,Çıplak ayaklı düşes,Caliope*
29 Ekim, 2010
17 Ekim, 2010
Bir Düşün Kıymeti Harbiyesi
Saat 04:33..Gözlerim kısık;yatagımdan fırlıyor, penceremin önünde dikiliyorum.Bütün sokağın uykusu,gök kubbenin çatlamasıyla bölünüyor.Ardından araçların alarmıyla birlikte yağmur, bu gürültülü uyandırma servisine ritm tutuyor.
Kulağıma;bugün Ankara'dan beni arayan tanıdık ses tırmanıyor.Ankara'nın artık onu boğduğunu,yakın bir zamanda görüşemezsek durumun vahim bir hal alacağından bahsediyor.Yağmur damlalarının cama telaşlı dokunuşu,onun sesindeki telaşı andırıyor..Kısa ve net bir konuşma ile bana içinde bulunduğu ufuneti aktarabilmişti.
Telefon çaliyor..Gecikmiş uyandırma servisi.Birazdan Bursa'ya gitmek için gelip beni alacak ses..Üniveristede 4 yıl aynı evi paylaştıgımız diğer iki arkadaşımızı 'geleneksel'ziyarete gidiyoruz.Bütün şehir uyurken;biz üni. yıllarında alışılagelmiş gece yolculuklarına, bir yenisini daha ekliyoruz.Gerekli hazırlakları yapmaya koyuluyor,Ankara'daki sesin telaşına kapılıyorum..
İstanbul-Bursa arasında eşlik edecek diğer ses
Kulağıma;bugün Ankara'dan beni arayan tanıdık ses tırmanıyor.Ankara'nın artık onu boğduğunu,yakın bir zamanda görüşemezsek durumun vahim bir hal alacağından bahsediyor.Yağmur damlalarının cama telaşlı dokunuşu,onun sesindeki telaşı andırıyor..Kısa ve net bir konuşma ile bana içinde bulunduğu ufuneti aktarabilmişti.
Telefon çaliyor..Gecikmiş uyandırma servisi.Birazdan Bursa'ya gitmek için gelip beni alacak ses..Üniveristede 4 yıl aynı evi paylaştıgımız diğer iki arkadaşımızı 'geleneksel'ziyarete gidiyoruz.Bütün şehir uyurken;biz üni. yıllarında alışılagelmiş gece yolculuklarına, bir yenisini daha ekliyoruz.Gerekli hazırlakları yapmaya koyuluyor,Ankara'daki sesin telaşına kapılıyorum..
İstanbul-Bursa arasında eşlik edecek diğer ses
12 Ekim, 2010
-HIV+

KPSS skandalına seks iddialarının karışması üzerine ;
Lise döneminde ÖSS-ÖYS hakkında yaptığımız geyikler yerini buldu sanırım.KPSS'ye girmiş olan tüm adaylar HIV testi yaptırmalı ! Ayrıca,sınava girecekler gerekli önlemleri almalı(prezervatif v.s)bundan böyle!..Sözkonusu Bakanlığın ;ÖSYM ve YÖK'e, hatta ileride olacaklar için gerekli kurumlara münasip adı uygun görüp değiştirmesi;sınava gireceklerin de nasıl bir tutumla karşılanacağını bilmesi yerinde olacaktır kanımca!
10 Ekim, 2010
Berhane
Üstüste çoğalan
Kalabalık kahkahaların katıldıgı
Kaotik gözlemler;
Durulduğunu sandığı imgelemini yeniden ürküttü.
Uyandırdılar aşağıladıkları korkuları
Bedenleri saran karanlıkta..
* * *
Samimiyetin hapsedildiği
Çerçevelerde uyudular.
Soyundular şahitliğe
Geç kalınmış bir törende.
* * *
İtirafların yalanlandığı masada
Kadehler kırılır oldu
Unutulmuş ezgiler eşiliğinde.
* * *
Islanmış bedenler
uykularından uyanarak,
yağan yağmurda kurulandılar ..
uykularından uyanarak,
yağan yağmurda kurulandılar ..
30 Ağustos, 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






