22 Kasım, 2009

Kara KaLem




Kör bir kalem..
Sessizlik bir kadın gibi çoğalmakta.
Eli kulağında kendini boğmakta bu gece yazdıkların..
Sürüklenirler,kopuk kopuk..
Yitik mezarlar gibidir artık,
Uğrayıpta yas tutamadığım.
Bağlanamazlar da artık
Bir kalem ile kağıda.
Başarısız bir kaçış gibi kulağımdalar
Fısıldarlar sadece
Gecikmiş bir kadın giysisinin
Hışırtısını..
Bir vakit yaptığımız gibi
Kaçıyormuşuz gibi kaçarlar sonra..

14 Kasım, 2009

I Lovve NucLeaR







Türkiye 60 yıldır eskimiş nükleer teknolojiden medet ummaya devam ediyor. Her yeni hükümet bu soğumuş yemeği ısıtıp ısıtıp önümüze getiriyor. Görünen o ki bu masal böyle devam edip gidecek. Eğer biz durdurmazsak…

Ben nükleer enerjiye karşıyım ve karşı çıkmak için de hem kendi hem de gezegenimiz adına pekçok nedenim var. Vaaddettiği hiçbirşeyi karşılamayan bu kirli, tehlikeli ve pahalı teknolojiyi finanse etmek istemiyorum. Ülkemde nükleer endüstrisinin yalanlarını dile getiren devlet yetkilileri, nükleer enerjinin faydalarını sıralayan eski kafalı bürokratlar görmek istemiyorum.
Diyenlerdenseniz;
Şimdi 1 milyon kişi biraraya gelerek bu masalı bitirmenin ve nükleer ile yaşamak istemediğimizi göstermenin zamanı geldi. Bir milyon kişiden biri de sen ol.Şimdi harekete GEÇ !..

05 Kasım, 2009

GizdüşüM




Shamrain - To Leave

Gömülmedik ki hiç;canlı tabut kalplere..
Boğduk birbirmizi,kendi kanımızda.
Suyun kaldırma kuvvetine yeniktik hep..
Yok edemedik!
Vurgun yemişçesine ;
En yüksekten en derine sürüklendik,
Damarlarımızı kazıyarak.

Kırık bir ses..kırık bir benlik
Zehirledik vaktiyle bir nefesle..
Bir yudum anasonla yıkadık.
Yavaş yavaş tükettik birbirimizi;
Nefes,
Anason,
Sen;
ve
Ben..

Sırt sırta verdik,
Gerisin geri
Sürüklendik;
Nefes,anason ve biz..

Sonra?..

İnanç yüzlü sese tanık oldum sonra!
Bakışlarındaki nemdi arındıran benliği..
Gözlerindeki yağmur izine düştüm sorgusuz,sualsiz.
Boğulmadım..İzdüşümdü yanlızca ,o yüzündeki..

20 Ekim, 2009

Hallucinogenic Kiss





Andım yeniden uykudaki kelimelerini.
En ölümcül uçurumdu iki dudagının arası.
Sus ki, intiharı olmasın yarına dair esrik kelimelerin.

Yürüdük sessizliğinle,
Yorgun kaldırımları silerek..
Öptük uykusunda onları
En mahrem yerinden..
Üşüdük!

Nöbetteler hala,düşmeden..

03 Ekim, 2009

Nerdeki BiLinmeyenindeki Sorgu





Şarabın kızıllığına soyundu
Sessizliğin..

Konu anlatımlı,
Çözümsüz analizlerindi dayatılan geceye..
Nafile yine;
Cebimde zaman ,bu gece de..

25 Eylül, 2009

Okunmazsa 'Ziyan OLur..



Bayram arefesi..Bakırköy sokakları güdülen kalabalıkla dolup taşmakta.Vitrinler yeniden aynı oyunu sahnelemekteler.Bütün vitrin camlarında aynı olta ipinden sarkmış,'indirim' yemleri.Kalabalık birbiriyle yarısır halde,daha fazla tüketebilmek ,daha fazla yem koparmak için.Vitrindeki cansız mankanlerin surat ifadesi daha canlı onlarınkinden.Kahkahayla karşılamaktalar onları..Kalabalık zemini silip,akıyor ..tekrar ..tekrar..Aç hayvanların büyük bir kaya parçası üzerine dökülmüş, kaya tuzunu yalamaları gibi vitrinleri yalıyorlar.Yarışırcasına..Hava ıslak.Midem fazla dayanmıyor bu yalanmaya.Elimdeki demli çayın rengini, sigaramın dumanıyla karartıp yudumluyor,hızlıca kalabalıktan sıyrılıyorum..Kendimi adımlarıma bırakıyor,beni götürdükleri yere bırakıyorum..Yürüyorum..

Karşımda ; sembolleşmiş bir tüketim tapınağı.Bütün heybetiyle dikili karşımda..Yanımdaki ses, içeriye girip ; 'bayram' sekeri alması 'gerektiğini söylüyor.Gözlerimi kırpıyor onu izliyorum.Aynı ayin burada da sahneleniyor.Kalabalık yürümüyor,ayakları altındaki merdiven onları yeni bir vitrine taşıyor yeniden.Oltadan oltaya atıyor,donuk bakışlarıyla ,vitrine yapıştırıyor onları.
-Bugün indirim bayramı,daha çok tüketmelisiniz !.. diye haykırıyor, vitrindeki cansız mankenler.Kafamdaki yere biran önce ulaşmak için ben de balıklama atlıyorum ,birkaç kat aşağıya.Bulmam gerekenin bu sahte denizin en derin noktasında olduğunu tahmin ediyorum.Gözüme sokulan etiket ve reklamlardan uzaklaşıyor,bu balçık denizinden kendimi sıyırıyor,elimi attığım rafta haftalardır beklediğim 'bayram' sekerini buluyorum.Adı;Ziyan.Hakan GÜNDAY tarafından armağan edilen bayram hediyesi.Şeker tadında.Şekerin içini hangi meyve ya da bitkiyle doldurmak bana bırakılmış.Yanımdaki sese ben çıkıyorum diyor,uzaklaşıyorum hemen donuk bakışlı ayin sarhoşu bedenlerden;balçık denizinden.

Arabanın kapısını açıyor ve bekliyorum.Oturmamla karıştırmam bir oluyor sayfalarını, bayram şekerimin.Gözüme ilişen ilk cümleler;

-'Beyaz gövdeli zenci köpekleriniz var.Adları da var.Ama onlar birer heykel.Çağırınca gelmiyorlar artık.Cennetin kapısını bekliyorlar.Karla karısık toprağa gömülebilmek için kulakları dik donuyorlar! Öyle bir cennet ki,paslı demirin bile ak sakalı var.Bizi saran tel örgüler beyaz angoradan örülmüş.Havası havlamayı bırakmış,ısırıyor.Beyaz ağzı etimizle dolu.Bu yüzden sessiz bir ayaz var.Saçaklardan sarkan mızrak dişleri ensemize saplanmış.Gazete kağıdı gibi buruşmuş derimizde mor diş izleri,bekliyoruz..Cennetten kovulmayı.Bembeyazız.Soğuk.donmak.Çözülmek.Tekrar donmak.Daha fazla hiçbir şeye gerek yok.Fiilleri çekmeye bile.Herkes kalsın yerinde.....'

Yanımdaki sesin varlığıyla uzaklaştık oradan.’bayram’ tatilini fırsat bilenlerle toplaştık en saklı tarafımıza.

Tanık olunan bu tüketim ayini sonrası ,elimde asla tüketilemeyecek bir bayram hediyesi(şekeri) olduğunu yeniden anladım.Günday’ın bu hediyesi, alındıktan 3 gün sonra okundu bir solukta;en tatlı tarafından ısırılmış,ama üzerine yakılacak sigaranın kalmadığı bir gecede.Isırılan parçaların birçoğu ,buram buram ‘legalized marijuana’ tınılarını tatmama neden olmuş,nikotin dozajı fazlasıyla karşılanmıştı oysa .)

Kİtaptaki askıdan;

— ..Uyku deliksiz olursa,ne kabus ne de zaman geçer içinden.
— ..Duruyorum zamanla birlikte,nöbetteyiz ikimizde.

‘Hatıralarında yaşayanlar, donarak ölürler’

(Okunmazsa ‘Ziyan olacak kitap. Okurunu zaman tünelinin duvarına yapıştıran kitap ayrıca)

01 Ağustos, 2009

Bugün HİÇ KaLsın..


Bir yanıp bir sönmekteyim..
Gece ; ‘Ay’ım ,
Gündüz; ‘güneş’im tutulur..
Kafidir bu doğa olayının güzelliği de..
Kararmakta her uyanışta dünlerim..
Yasak bir suskunluk gibi çalınmakta kulağıma yarınlarım..
Bugün ....
İç çeksin bulutlar ,
Savursunlar bir kağıt gibi
bugünü.
Çalsınlar toprağa..
Ki dublör kelimeler bu oyunda;
Sınasınlar cesaretini kelimelerin..
Kahkaları birbirine karışsın;
Güneş'in,
Ay'ın..
Yarılsın gök daha çok..
Aksın üstüne .
Islansın iç çekişleri bulutların da.
Soysun bütün gerçekliğiyle
Ne varsa üstünde kelimelerin zamana dair..
Boğazlansın sonra gökyüzü !
Aralansın ışık ,tutulmadan..
Yansın kurgunun iplerine takılı dublör kelimelerin ..
Savrulsun külleri
Dipsiz kuyulara..
Bugün HİÇ kalsın.
Sardım ve koydum zamanı da
En saklı tarafına..
Ve bedenim zeminde dalgalanan bu gölgeden ayrılma çabasında yeniden..

20 Mayıs, 2009

Madem Ateşin var,Ne Duruyorsun KaranLıkta..


Ok gibiydi sözcükler

Geceyi göğsünden yaralayan..

Düşerken gecenin kucağından

Kulaklarımda yeniden sesin.

Çığlık çığlığa, öksüz..



Related Posts with Thumbnails